1- Şarkı söylemeye başlamadan önce ses egzersizleri gibi bedensel egzersizler de yapmanız faydalıdır. Vücudunuzu rahatlatmalısınız. Vücudunuz gerginse, sesiniz de gergin olacaktır.Dilerseniz gerginliği azaltmak için ses verirken bir yandan yürüyebilirsiniz.
2- Egzersiz yapmaya başlarken orta tonlardan başlayın ve ortalama bir volümde başlayın. Orta tonlarda göğüs sesine yüklenmeyin. Tiz tonlara çıktıkça bu sizi çok zorlayacaktır.
3- Ses vermeye başlamadan önce kafanızda bunu yapmanız lazım. Nasıl bir pozisyonda başlayacağınızı ve hatta çıkacak sesi tasarlamalı ve ses vermeye öyle başlamalısınız. Esneme pozisyonu düşünebilirsiniz, hafif bir gülümseme de buna eşlik edebilir. Söylemek üzere olduğunuz notayı veriyormuş gibi düşünerek kendinizi ayarlayın ve öyle başlayın.
4- Ses verirken atak yapmayın. Bu ses tellerinizin sert bir biçimde birleşmesine sebep olacaktır. Sesiniz için yorucudur ve devamında da sizi zorlayabilir, kötü bir alışkanlığa dönüşebilir. Başlarken sert bir sesle başlamanız olarak da tarif edebiliriz bunu. Yumuşak ve doğal bir başlangıç yapın. Özellikle sesli harfler ile başlarken bu hataya düşmek daha olasıdır, dikkat edin.
5- Doğru telaffuz, doğru şarkıcılık için çok önemlidir. Bunu yaparken lütfen dudaklarınız kasmayın, Eğer dudaklarınızı sıkarak kullanırsanız ağzınızı açtığınızda tam karşıda gördüğünüz duvarı, yani farenks bölgenizi de kasarsınız.
6- Konuşurken ne yaptığınıza çok dikkat edin. Şarkı söylediğinizden çok daha fazla zamanı konuşarak geçirdiğinizi unutmayın. Çok hızlı, çok tiz, çok pes, veya haykırarak konuşmamaya özen gösterin. Asla fısıldamayın. Konuşurken sesinizi doğru şekilde kullanıyorsanız, konuşma esnasında olan biteni gözlemleyebilir ve bunları şarkı söylerken de kullanabilirsiniz. Her zaman şunu hatırlayın: konuşurken çıkardığınız tüm sesleri şarkı söylerken de çıkarabilirsiniz. Birini yolda gördüğünüzde çıkardığınız bir sevinç nidası ile aynı tonda bir sesi şarkı söylerken veremiyorsanız, bu tamamen şarkıcılıkla alakalı korku ve gerginliklerinizden kaynaklanmaktadır.
7- Nefesinizi iyi kontrol etmek için duruşunuzun düzgün olmasına dikkat edin. Kambur durmaktan kaçının, kollarınızı kasmayın. Omuzlarınız, karın ve üst karın kaslarınız rahat olsun. Ses vermeye başlarken enerjinizi üst bedeninize yoğunlaştırın ama nefesinizi kasıklarınıza kadar gönderdiğinizi hayal edin.Gereğinden fazla nefes almayın, bu sizi sesinizi kullanırken zorlayacaktır. Balon gibi şişmek bir işinize yaramaz. Konuşurken bir cümleye başladığınızda ihtiyaç duyduğunuz gibi nefes alın. Şarkı söylerken ve egzersiz yaparken ağız ve burundan aynı anda nefes alın. Nefesinizin sesli olmamasına özen gösterin. (Mehmet Ali Erbil ve Emel Sayın aşırı sesli nefes almaya iyi iki örnektir. Onlar gibi yapmayın).
8- Şan hocanızın veya sevdiğiniz şarkıcıların ses rengini taklit etmeyin. Şan hocası ile çalışırken pozisyon olarak onun ne yaptığını hissetmeye çalışabilirsiniz ama asla doğal ses renginizden uzaklaşmayın.
9- Sesi burnunuza itmeye çalışmayın. Bunu yapmanız aşırı nazal bir sese veya daha da kötüsü nazofarenks, yani burun gerisinde tınlayan bir sese yol açacaktır. Tek bir rezonans bölgesi ile yetinmeniz sesinizin zenginliğini kaybetmeniz demektir. Sesi hep üstte kalacak gibi hayal edin. Damağınızdan üst dişlerinize, oradan da dışarıya...
10- Sesiniz bir konser veya başka bir etkinlik sonrası çok yorulmuşsa hafif egzersizler yapıp günü öyle bitirin ve ertesi gün sessiz kalın.
11- Bir haftadan fazla geçmeyen ses kısıklıkları için bir hekime başvurmayı ihmal etmeyin.
bengü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bengü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Mayıs 2015 Pazar
İPUÇLARI - HATIRLATMALAR
Etiketler:
ajda pekkan,
aylin taşar,
bengü,
gürlük,
hande yener,
ses,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
22 Ağustos 2014 Cuma
Olcay Tanberken ile röportaj
Sevgili Olcay Tanberken'e verdiğim röportaj
http://dikkatmuzik.com/2013/11/12/roportaj-aylin-tasar/
- 2000 yılı itibariyle özel ders vermeye başladım. Eğitimimi kullanarak yapabileceğim şeylerden biriydi, ancak zamanla bundan çok keyif aldım ve teknik bilgimi geliştirerek pop şarkıcılarına özel bir sistem geliştirdim. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Opera eğitimi aldım. Fakat opera eğitimi bu işi yapmamda temel ses geliştirme teknikleri açısından faydalı olmuştur, yaptığım şey diğer şan hocalarının yaptığı ile kesinlikle aynı değil. Bu da eğitimim haricinde araştırmalarım ve deneyimler ile kendi metodumu şekillendirmiş olmamdan kaynaklanıyor.
- Ajda Pekkan en uzun süreli çalıştığım isim. Onun dışında Hande Yener, Bengü ve kısa dönem Sinan Akçıl, Gülben Ergen,Semra San, Yusuf Çim, ve şu an aklıma gelmeyen bir çok isim… Halihazırda çalıştığım Mavi yeni albümü ile yakında karşınızda olacak. Özellikle ünlü ve çok aktif isimlerle uzun süre çalışmak mümkün olmuyor. Genelde bir süre çalışıp uzun aralar veriyorlar. Bu konuda tek istisna Ajda Hanım’dır. O hem albüm çalışmalarında, hem konser zamanları, hem turnelerde çalışmaya devam etmiştir. Yaklaşık üç sene boyunca bunu bu şekilde sürdürdü. Diğerleri ile dönemsel çalışmalar yaptım. Bazen de sadece albüm çalışmaları sırasında vokal koçluğu yapıyorum. Bu da kesinlikle üzerinde durulması gereken başka bir konu. Vokal Koçu, stüdyo sürecinde çok ciddi bir öneme sahiptir, orada her hatayı, her entonasyon bozukluğunu, ve yorum konusunda çıkan zorlukları düzeltmek benim görevim. Bir nevi şarkıcının stüdyo stresini azaltan ve şarkı edit sürecini de kısaltan faktörüm orada. Bir çok vokal koçu benim kadar detaylı ve titiz bir çalışma yapmaz. Onlar daha çok motive etme amacı taşıyorlar ve bu bana göre tek başına bir iş bile değil. Hatta çok amatörce bir bakış açısı. Stüdyo sürecini seviyorum ve ortaya çıkan şeyde payım olduğunu bilmekten de çok keyif alıyorum. Fakat elbette benim tercihim beraber uzun süre ve düzenli yol almak. Hem stüdyo öncesinde, hem stüdyo sürecinde, hem de sonrasında… Böyle olunca herşey kusursuz hale geliyor.
- Her isim benim için yeni bir heyecandır. Ünlü olup olmaması farketmez. Şimdiye kadar kimseyi kimseden farklı görmedim, Ajda Pekkan’a gösterdiğim özeni, no name birine de gösteririm. İnsan insandır ve bana gelmişse ben ona en iyisini sunmak zorundayım. Bu söylediklerim bazılarına samimi gelmeyebilir, ancak beni tanıyanlar bilir ki, ben ünlü insanların diğerlerinden daha önemli olduğunu asla düşünmedim ve düşünmem de. Onlar benimle çalışmak konusunda heyecanlanmış olabilirler ama… :) Çünkü ünlü bir isim için ses konusu sanatçı egolarıyla direkt bağlantılıdır ve ilk başta bu konuda özgüvenlerini yıkmamdan endişe ettiklerini biliyorum. :)
- Bu çok tartışmalı bir konu. Hata değil ama zevksiz şeyler var tabii. Sesini kullanma şekli her tekniğe ve genel beğeniye aykırı dahi olsa, hatta sesini katledercesine şarkı da söylese önemli olan şarkıcının tarz sahibi olmasıdır. Tarz varsa şarkıcı başarılıdır. Ses sağlığını bir süre sonra kaybedebilecek çok isim var ama bunlardan bazıları epey keyifli şeyler yapıyorlar. Belki tarz kaybedeceğim korkusuyla ses konusunda bir çalışma yapmayı reddedenler var, ancak böyle biri bana geldiğinde normal bir şan hocasıyla karşı karşıya olmadığını anlıyor. :) Sesini perişan etmeden de tarzını sürdürmenin yolları var çünkü, ben bunu yapmaya çalışıyorum. Klasik bir şan hocası tavrı koyup insanların şarkıcılık zevklerini yok edip, tertemiz ama manasız bir sonuç almak benim tercihim değil. O nedenle çok eleştirilen bazı isimlere bile olumlu bakıyorum. Bu bir gelişmedir. Türkiye yeni müziklere, yeni seslere, farklı olana açık bir ülke olduğunu göstermeye başlamıştır. Farklılıklar arttıkça yeni tatlar, yeni yaratımlar ortaya çıkar. Her müzik varolsun… Gerçekten kötü olanı herkes ayırdediyor zaten, ne kadar çok, o kadar iyi… Kötüler de varolsun ki iyileri ayıklayan kulaklar artsın.
- Son 10 yılda popüler kültürümüzde çok sayıda müzik yarışması yer aldı ancak bunların içinden neredeyse yok denecek kadar az isim çıktı. Bunu neye bağlıyorsunuz?
http://dikkatmuzik.com/2013/11/12/roportaj-aylin-tasar/
Müzik dünyamız yeni ve genç seslere merhaba demeyi sürdürürken vokal ve şan konusunda eğitimin önemi her geçen gün artıyor ve gerekliliği tartışılmaz hale geliyor. Hal böyle olunca piyasada ün yapmış pek çok sesin ne aşamalardan geçtiği kadar bu işe soyunan yeni sesleri de ne gibi eğitimlerin beklediğini (ya da beklemesi gerektiğini) bu işin profesyonellerinden birine danışmaya karar vererek bugüne dek pek çok popüler isimle çalışmış ses eğitmeni Aylin Taşar’ın kapısını çaldık. Taşar, 15 yıla yaklaşan eğitmenlik sürecinin getirdiği tecrübeyle “vokal” konusunun püf noktaları ve tüm ayrıntılarıyla ilgili merak ettiklerimizi DikkatMüzik!’le paylaştı:
- Profesyonel olarak şan eğitmenliği ve vokal koçluğu yapmaya ne zaman karar verdiniz? Müzikal eğitiminizden biraz bahseder misiniz?
- 2000 yılı itibariyle özel ders vermeye başladım. Eğitimimi kullanarak yapabileceğim şeylerden biriydi, ancak zamanla bundan çok keyif aldım ve teknik bilgimi geliştirerek pop şarkıcılarına özel bir sistem geliştirdim. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Opera eğitimi aldım. Fakat opera eğitimi bu işi yapmamda temel ses geliştirme teknikleri açısından faydalı olmuştur, yaptığım şey diğer şan hocalarının yaptığı ile kesinlikle aynı değil. Bu da eğitimim haricinde araştırmalarım ve deneyimler ile kendi metodumu şekillendirmiş olmamdan kaynaklanıyor.
- Bugüne dek kimlerle çalıştınız? Vokal koçu ile çalışmayı kimler daha çok istiyor? (Sadece albüm için mi yoksa albüm bittikten sonra da eğitime devam edenler var mı, vs..)
- Ajda Pekkan en uzun süreli çalıştığım isim. Onun dışında Hande Yener, Bengü ve kısa dönem Sinan Akçıl, Gülben Ergen,Semra San, Yusuf Çim, ve şu an aklıma gelmeyen bir çok isim… Halihazırda çalıştığım Mavi yeni albümü ile yakında karşınızda olacak. Özellikle ünlü ve çok aktif isimlerle uzun süre çalışmak mümkün olmuyor. Genelde bir süre çalışıp uzun aralar veriyorlar. Bu konuda tek istisna Ajda Hanım’dır. O hem albüm çalışmalarında, hem konser zamanları, hem turnelerde çalışmaya devam etmiştir. Yaklaşık üç sene boyunca bunu bu şekilde sürdürdü. Diğerleri ile dönemsel çalışmalar yaptım. Bazen de sadece albüm çalışmaları sırasında vokal koçluğu yapıyorum. Bu da kesinlikle üzerinde durulması gereken başka bir konu. Vokal Koçu, stüdyo sürecinde çok ciddi bir öneme sahiptir, orada her hatayı, her entonasyon bozukluğunu, ve yorum konusunda çıkan zorlukları düzeltmek benim görevim. Bir nevi şarkıcının stüdyo stresini azaltan ve şarkı edit sürecini de kısaltan faktörüm orada. Bir çok vokal koçu benim kadar detaylı ve titiz bir çalışma yapmaz. Onlar daha çok motive etme amacı taşıyorlar ve bu bana göre tek başına bir iş bile değil. Hatta çok amatörce bir bakış açısı. Stüdyo sürecini seviyorum ve ortaya çıkan şeyde payım olduğunu bilmekten de çok keyif alıyorum. Fakat elbette benim tercihim beraber uzun süre ve düzenli yol almak. Hem stüdyo öncesinde, hem stüdyo sürecinde, hem de sonrasında… Böyle olunca herşey kusursuz hale geliyor.
- Sizinle çalışmak isteyen herkesle çalışır mısınız yoksa bazı kriterleriniz var mı? Eğitim hangi bölümlerden oluşuyor?
- Benim için önemli olan karşımda hedefi olan ve müzik kulağı ve şarkıcılık zevki olan biri olması. Hedef olmayınca çalışmanın motivasyonu düşüyor, tabii karşı taraf için. Motivasyonu sağlayan şey hedef olmasına bağlıdır. Hobi amaçlı çalışmaları genelde kabul etmiyorum, şan eğitimi hobi olamayacak kadar disiplin ve odaklanma isteyen, aynı zamanda uzun süre tekdüze giden birşeydir. Kısa sürede iyi bir sonuç almak mümkün değildir ve bu nedenle bir hedef olmadığı zaman çalışan kişi için sıkıcı ve anlamsız hale gelme riski vardır. Eğitimin bölümleri olduğunu söyleyemem. Ses ve nefes kullanımı ile alakalı egzersizler ve pop, rock veya herhangi tür günümüz müziklerini seslendiren şarkıcılar için mix voice olarak bilinen ses kullanımı ve konuşma seviyesinde şarkıcılık teknikleri önemlidir. Bunları yerleştirmeye çalışırız ve ardından sahnede söylediği şarkılar veya albümde seslendireceği şarkıların çalışılması gerekir. Bu oldukça detaylı bir çalışmadır. Yol hep bu şekilde devam eder, ancak tuğlaların üst üste koyulması gibi, bir temel oluştuktan sonra yapılabilecekler de arttığı için, halledilen sorunlarla uğraşma kısmı sona erer ve yeni hedefler belirlenir. Yani bu süreçte, kişinin bir hedefi vardır ve o hedefe giden yolda da beraber bir çok küçük hedefi gerçekleştirip, sonraki küçük hedeflere doğru ilerleriz. Genel tablo bizi büyük hedefe ulaştırır.
- Bugüne dek çalıştığınız isimler arasında sizi en çok heyecanlandıran kim(ler) oldu?
- Her isim benim için yeni bir heyecandır. Ünlü olup olmaması farketmez. Şimdiye kadar kimseyi kimseden farklı görmedim, Ajda Pekkan’a gösterdiğim özeni, no name birine de gösteririm. İnsan insandır ve bana gelmişse ben ona en iyisini sunmak zorundayım. Bu söylediklerim bazılarına samimi gelmeyebilir, ancak beni tanıyanlar bilir ki, ben ünlü insanların diğerlerinden daha önemli olduğunu asla düşünmedim ve düşünmem de. Onlar benimle çalışmak konusunda heyecanlanmış olabilirler ama… :) Çünkü ünlü bir isim için ses konusu sanatçı egolarıyla direkt bağlantılıdır ve ilk başta bu konuda özgüvenlerini yıkmamdan endişe ettiklerini biliyorum. :)
- Birlikte çalıştıklarınız arasında sizi hiç hayal kırıklığına uğratan(lar) oldu mu?
- Hayal kırıklığı beraber çalışmamız konusunda değil de, insani vasıflarla alakalı olmuştur. Bu profesyonel çalışmamız konusunda bir engel veya sorun teşkil etmez elbette.
- Müzik dünyasında ses yapmış ve popüler olmayı başarmış isimler arasında yorumunu ve vokal kullanımını hatalı bulduklarınız var mı? Ne gibi hatalar en sık rastladıklarınız oluyor?
- Bu çok tartışmalı bir konu. Hata değil ama zevksiz şeyler var tabii. Sesini kullanma şekli her tekniğe ve genel beğeniye aykırı dahi olsa, hatta sesini katledercesine şarkı da söylese önemli olan şarkıcının tarz sahibi olmasıdır. Tarz varsa şarkıcı başarılıdır. Ses sağlığını bir süre sonra kaybedebilecek çok isim var ama bunlardan bazıları epey keyifli şeyler yapıyorlar. Belki tarz kaybedeceğim korkusuyla ses konusunda bir çalışma yapmayı reddedenler var, ancak böyle biri bana geldiğinde normal bir şan hocasıyla karşı karşıya olmadığını anlıyor. :) Sesini perişan etmeden de tarzını sürdürmenin yolları var çünkü, ben bunu yapmaya çalışıyorum. Klasik bir şan hocası tavrı koyup insanların şarkıcılık zevklerini yok edip, tertemiz ama manasız bir sonuç almak benim tercihim değil. O nedenle çok eleştirilen bazı isimlere bile olumlu bakıyorum. Bu bir gelişmedir. Türkiye yeni müziklere, yeni seslere, farklı olana açık bir ülke olduğunu göstermeye başlamıştır. Farklılıklar arttıkça yeni tatlar, yeni yaratımlar ortaya çıkar. Her müzik varolsun… Gerçekten kötü olanı herkes ayırdediyor zaten, ne kadar çok, o kadar iyi… Kötüler de varolsun ki iyileri ayıklayan kulaklar artsın.
- Son 10 yılda popüler kültürümüzde çok sayıda müzik yarışması yer aldı ancak bunların içinden neredeyse yok denecek kadar az isim çıktı. Bunu neye bağlıyorsunuz?
- Müzik yarışmaları bazı insanların yeteneklerini, seslerini insanlara duyurmanın tek yolu şu an. Müzik piyasası ile bir bağınız yoksa, kendinizi kime ve nasıl dinleteceksiniz? Benim de çalıştığım çok sayıda insan var; prodüktörlere ulaşmaya çalışan. Harika şarkılar yapıyorlar, içlerinde aranjesini bile kendi kendine ve gayet başarılı şekilde yapanları var. Prodüktörün tavrı şu oluyor: “elimde şu isim var, bu var, bu var, sana ihtiyacım yok”… Bu özetle bu şekilde şu an. Korkunç bir yetenek harcaması yaşıyoruz. Prodüksiyon şirketleri yeni isimlere asla prim vermiyor. Bir şekilde adlarını duyurmuş olmaları, ilgi çekecek birşey başarmış olmaları gerekiyor. Bütçe diye birşey yok… Ama paranız varsa albümünüzü yaparsınız. Yarışmalar ise vasat bir düzey için tamamen yok edici birşey. Çok iyi olmanız lazım ki yarışma yoluyla dikkat çekmeniz mümkün olsun. Yarışmalarda jüri olarak bulunan isimlerin biraz daha idealist olmaları harika olurdu ama maalesef öyle olmuyor. Bunu sadece bir yarışma olarak görmemeleri lazım, zamanında kendilerine de birileri bir fırsat vermeseydi onları tanıyor olmayacaktık. Şimdi bu yarışmalar da genç ve yetenekli isimlere şans vermenin bir başka yoludur. Bu şekilde düşünülürse, yarışmaların bazı insanlara yeni yollar açması da mümkün olabilir. Benim Akademi Türkiye’de çalıştığım dönem, o yarışmada her detay düşünüldüğü ve gayet profesyonel isimler hoca olarak seçilmiş olduğu için çok başkaydı. Ama rating ve kanal politikaları yarışmanın parlamasına mani oldu. Dolayısıyla o yarışmada derece alıp bir sıçrama yapan olamadı… Acı ama gerçek.
- Hiç eğitim almadan yola çıkan ve buna rağmen başarılı olan, bir şekilde ses getiren isimler var. Eğitimsiz de bu iş mümkündür diyenlerden misiniz?
– Elbette mümkündür ama “daha iyisini yapmalıyım, kendimi geliştirmeliyim” şeklinde bir düşünce tarzıyla başarıyı artırmak ve daha kalıcı hale getirmek de mümkündür. Basit bir örnek vermek istiyorum. Çalıştığım bir çok insan, kendi şarkılarını yapan yetenekli şarkıcılar. Ve sesleri ile alakalı gelişme kaydedip, bu konuda özgüvenleri arttıkça, yaptıkları şarkılar da hem ses kullanımı açısından, hem müzikal açıdan daha cesur ve zevkli hale gelmiştir. Sesiniz ne kadarına elveriyorsa, yaptığınız şarkılar da onu yansıtacak şekilde ortaya çıkacaktır…
– Elbette mümkündür ama “daha iyisini yapmalıyım, kendimi geliştirmeliyim” şeklinde bir düşünce tarzıyla başarıyı artırmak ve daha kalıcı hale getirmek de mümkündür. Basit bir örnek vermek istiyorum. Çalıştığım bir çok insan, kendi şarkılarını yapan yetenekli şarkıcılar. Ve sesleri ile alakalı gelişme kaydedip, bu konuda özgüvenleri arttıkça, yaptıkları şarkılar da hem ses kullanımı açısından, hem müzikal açıdan daha cesur ve zevkli hale gelmiştir. Sesiniz ne kadarına elveriyorsa, yaptığınız şarkılar da onu yansıtacak şekilde ortaya çıkacaktır…
- Gerek Türkiye’de gerekse dünyada müziğin dinleniş ve satış şekli değişti. İnsanlar artık fiziksel olarak albüm almaktan kaçıyorlar. Bütün bunlar üretim sürecini de etkiliyor. Bu anlamda popüler müzikte nasıl bir gelecek görüyorsunuz? Müzisyenler, prodüktörler ve müzik şirketleri albüm yapmaya devam mı etmeli yoksa yeni yöntemler mi geliştirmeli?
- Yeni yöntemler şart görünüyor. İnternet müzik sektörü için kesin olarak çözülmesi gereken bir mevzudur ve zamanla çözümün şekilleneceğini düşünüyorum. Fakat satmasa da önemli değil; eğer bir albümünüz yoksa, sahneye çıkmanız da imkansız hale geliyor.Bu kısırdöngüdür.
- Müzik basını diye de bir şey kalmadı. Müzik kanalları ve radyolar aynı kısır döngüyle zaten popüler olmuş isimler üzerinden yayınlarını sürdürmekte kararlı gözüküyor. Yeni isimler ve alternatif seslerin kendilerine yeteri kadar mecra bulamadıkları fikrine katılıyor musunuz? Bu anlamda müzik bloglarına nasıl yaklaşıyorsunuz?
- Genel olarak özgür basın var mı? Belki asıl sorun budur. Özgür olmayan alanda gelişme durur, gerileme başlar. O yüzden bloglar kesin olarak çok önemli. Ne kadar çok konuşursak, o kadar iyi. Fakat Twitter da başlı başına bir eleştiri mecrası şu an. Herkes eleştirmen oldu artık. Ancak orada yazarken çok ağır hakaretler ve aşağılamalar kullanarak şarkıcılara yazanların cidden insani olarak bazı değerleri gözden geçirmeleri gerekiyor. Eleştirmek ve hakaret etmek birbirinden farklı şeyler. Bloglar ise özgür ve güçlü olmanın iyi bir yolu. Çok sayıda blog yazarı fenomen haline gelmiş durumda zaten. Müzik konusundaki blogların, yeni isimleri ortaya çıkarmak ve piyasada dediğiniz gibi radyo ve kanalların sürekli tercih ettikleri isimlerin de sağlıklı şekilde eleştirilmeleri açısından önemi büyük. Elbette aralarında iyi ve bilgili olanların ayıklanıp takip edilmesi lazım…
Favorim: Dikkat Müzik! :)
- Sizinle çalışmak isteyenler size nasıl ulaşabilirler?
Genelde beni arayan bulur:) Bu arada benim de bir blogum var, onu takip edebilirler: http://aylintasar.blogspot.com/
Bunun dışında her türlü soruyu cevaplamaya çalıştığım ve blog yazılarımı da paylaştığım bir Facebook sayfam var, buradan herkes yazabilir:
https://www.facebook.com/pages/Ses-E%C4%9Fitmeni-%C5%9Ean-E%C4%9Fitmeni-Vokal-Ko%C3%A7u-Aylin-Ta%C5%9Far/185789024784600
Bunun dışında her türlü soruyu cevaplamaya çalıştığım ve blog yazılarımı da paylaştığım bir Facebook sayfam var, buradan herkes yazabilir:
https://www.facebook.com/pages/Ses-E%C4%9Fitmeni-%C5%9Ean-E%C4%9Fitmeni-Vokal-Ko%C3%A7u-Aylin-Ta%C5%9Far/185789024784600
-DikkatMüzik!in sorularını yanıtladığınız için teşekkürler:)
- Benim için zevkti, herkese sevgiler…
Röportaj: Olcay Tanberken (DikkatMüzik!)
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
17 Ağustos 2014 Pazar
Hande Yener ve Şan Dersi
Röportajı okumak için:
Hande Yener Röportajı: Şan Dersi
Video için:
Röportaj ve şan dersinden görüntüler
Hande Yener Röportajı: Şan Dersi
Video için:
Röportaj ve şan dersinden görüntüler
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
18 Temmuz 2014 Cuma
ŞAN EĞİTİMİNE BAŞLARKEN HEDEF BELİRLEMEK, VE VOKALİST OLMAK İSTEYENLER
Şan Eğitimi genel olarak sıkıcı bir şeydir. Ama hedefiniz olmazsa...
Çünkü eğitim rutindir ve her çalışmada aynı egzersizler üzerinden teknik gelişme sağlanır. Bunun yanısıra elbette şarkılar konusunda vokal koçluğu da yapıyorum ama şarkı çalışsanız da çalışmasanız da bu rutin ve daimi olarak aynı şekilde giden sistem hedefi olmayan biri için oldukça sıkıcıdır. O yüzden "hobi" olarak şan dersi alınmaz. Alırsanız sıkılırsınız. Gitar dersi alan birinin bunu hobi olarak yapması mümkündür; bir süre sonra bazı eserleri çalmaya başlar ve bu motive edicidir. Ayrıca bunu sosyal yaşamı içerisinde de kullanabilir.
Oysa ses eğitiminin ne kadar sürede size fayda sağlayacağını önceden kestirmeye olanak yoktur. Bununla alakalı "Şan Eğitiminde Süre" başlıklı bir yazı yazmıştım, onu okuyabilirsiniz.
Peki hedef ne olmalı? Opera üzerine eğitim almak isteyenler için konservatuara giriş sınavlarına hazırlanmak gibi güzel bir hedef mevcuttur. Oysa benim faal olarak çalıştığım alan pop, rock, caz ve diğer müzik türleri üzerine. Bu alanlara baktığınızda çalışılacak kişinin mutlaka albüm, sahne gibi bir projeye doğru ilerliyor olması şart. "Ben ders alayım, duruma göre hedef belirlerim" de diyebilirsiniz elbette, ama bu durumda da sizin bir müzik geçmişinizin olup olmadığı, eğer yoksa yaşınızın genç olması gibi detaylar önemlidir. 30 yaşına gelip herhangi bir müzik deneyimi olmadığı halde şarkıcı olmaya karar veren insanlar var. Tabii ki yaş herşey demek değil ve tabii ki bir insanın içinde ne gibi bir cevher olduğunu tartmadan önyargılı davranmamak gerekir. Fakat günümüz şartlarında bu sektörde çalışmak oldukça yıpratıcı bir mücadele halini aldığından, hayalperest davranmak yerine sağlam adımlar atmanızın faydası olacaktır.
Bana ulaşıp çalışmak isteyen bazı arkadaşların oldukça yüksek beklentiler içinde olduklarını gördüğüm için özellikle bunu yazma ihtiyacı duydum. Konuşma genelde şu şekilde oluyor; arayan kişiye hedefini soruyorum, o bana sesini geliştirmek istediğini söylüyor. Ben ısrar ediyorum hedef konusunda, o zaman karşı taraf genel olarak hep aynı şeyleri söylüyor: "Arkadaşlarım sesimin güzel olduğunu söylüyorlar, ben de eğitim alıp geliştirmek istiyorum. Belki bir süre sonra ünlü bir sanatçının arkasında vokalist olarak başlarım diye düşünüyorum".
Burada bir kaç önemli nokta var; arkadaşlar tarafından gaza getirilmek (tabir için üzgünüm ama daha düzgününü bulamadım), benim bağlantılarımdan ötürü çalıştığım insanlara vokalist olmaları için veya müzik piyasasına adım atmaları için gerekli desteği vereceğimi düşünmeleri, ve en fenası da yeni yetme bir şarkıcının vokalist olabileceğini sanmaları.
İlk olarak ben bağlantı kurulması için aracı olmam. En azından bazı konularda destek verebilirim ama benim işim bu değil. Prodüktörlerle veya aranjörlerle aranızda köprü olma ihtimalim çok düşük. Makul bir bütçeniz ve yapabilecek bir donanımınız varsa o zaman zaten bana bağlantı kurmak için ihtiyacınız yoktur ve bunlar olmadan ben de bir şey yapamam. Daha önemlisi vokalist olma konusu. Bir şarkıcının arkasında vokalist olma fikrini ilk kez düşündüğünü zanneden yüzlerce insandan biri olabilirsiniz. Öyle olmadığınızı bilin istedim. Ve vokalist olmak, sizin birlikte çalışacağınız şarkıcıdan bile çok daha iyi şarkı söylüyor olmanızı ve sahne tecrübesi sahibi olmanızı gerektiren bir iştir. Şu an profesyonel olarak bu işi yapanlar, oldukça başarılı şarkıcılardır ve gerektiğinde solistin hatalarını kamufle ederek sahnede büyük destek verirler.
Ses eğitimi alacaksanız, bunun için müzikal bir hedefinizin olması ve kendinizi farklı yönlerden de geliştirmeye açık olmanız önemlidir.
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
6 Temmuz 2014 Pazar
Pop, caz, rock söylemek için teknik
Bu konuyu uzun zamandır yazmak istiyordum. Opera tekniğinden çıkan bir yol olsa da artık dünyada diğer şarkıcılık dalları için teknik konusu üzerine epey çalışma mevcuttur ve bir sistem oluşmuştur. Bu konuda maalesef ülkemizde dar bir bakış açısı mevcut. Opera eğitimi ses konusunda tek yolmuş gibi bir anlayış hakim. Oysa bugün dünya starı olan pek çok yabancı isim birazdan bahsedeceğim teknikle çalışmaktadır. Eğer tamamen opera tekniği ile çalışırsanız kadınsanız kafa sesiniz epey güçlenir ve bu şekilde pop söylemeniz imkansızdır, erkeklerde de bambaşka sorunlar ortaya çıkar
Tekniğimizi "Konuşma Seviyesinde Şarkıcılık" olarak isimlendirebiliriz. Bu tekniğin temel özelliği larenksin, yani gırtlağınızın şarkı söylediğiniz sıradaki duruşudur. Özellikle bazı erkek seslerde "adem elması" olarak da bilinen boyundaki çıkıntıyı dışarıdan gözlemlemek mümkündür. Bu sizin gırtlağınızdır. Onu elinizle de hissedebilirsiniz. Gırtlak konuştuğunuz sırada ufak hareketler yapar. Kısa bir aralık içerisinde yukarı ve aşağı gittiğini hissedebilirsiniz. Bunu tıbbi terimler ve karmaşık anlatımlarla süslemeden çok basitçe size aktarmak istiyorum.
Gırtlağınızın hareketi en basit şekliyle şu işlevi yerine getirir; tiz seslere çıkmanız gerektiğinde yukarı çıkar ve pes seslere inmeniz gerektiğinde aşağı iner. Oldukça basit değil mi? Bu vücudunuzun ses verme işlevini yerine getirirken yaptığı doğal bir harekettir.
Oysa bizim yaptığımız iş doğaya epey aykırı. Bunun başlıca sebebi ise gırtlağın tizlere çıkarken yaptığı yukarı çıkma hareketinin sıkışmaya sebep olması, tiz seslerin renk olarak incelmesi ve seslerin yeterince rahat çıkmayışı, peslere inerken inmesinin de pes seslerde kontrolsüzlüğe ve koyuluğa sebep olması.
O halde bunu değiştirmek durumundayız. Çünkü bizim ses eğitiminde üç ana amacımız var:
1) Tüm rejisterlerde (pesler, orta tonlar ve tizler) aynı renk sesi elde etmek.
2) Kafa sesi ve göğüs sesinin en rahat birleşimini tüm rejisterlerde sağlamak (mix voice)
3) Ses aralığını ve ses gürlüğünü genişletmek
Gırtlağımızın tizlere çıkarken yaptığı yukarı çıkma hareketini ve peslere inerken yaptığı aşağı inme hareketini engelleyerek; konuşurken hareket ettiği o kısa aralık dışına çıkmadan hareketini sağlıyoruz. Bunu bir dizi ses egzersizi içerisinde adım adım öğreniyoruz. Ve başardığımızda, tizlere çıkarken sıkışma, çatlama gibi sorunlar tamamen ortadan kalkıyor ve normalde çıkabildiğimizden daha tiz notalara erişebiliyoruz. Peslerde ise aşağı doğru giderken oluşan kontrolsüzlük, yerini mükemmel bir kontrole bırakıyor. Tüm rejisterlerde aynı renk ses elde ediyoruz ve mix voice tekniğini de bu sayede kolayca oturtabiliyoruz.
Benim yıllardır başarıyla uyguladığım bu sistemin en önemli tarafı kesin başarı sağlamasıdır. Henüz ilerleme kaydetmeyen kimse olmadı ve bu açıklayabildiğim, anlatabildiğim için böyledir. Ses eğitmeninizin size yaptığı işin mantığını anlatabilmesi gerekir. Ve bunu sadeleştirebilmeli, kolayca kavramanızı sağlamalıdır. Sadece mantığını anlamadığınız rutin bir ders süreci içerisinde bir takım sesler çıkarıp durmanın, ve gerçekte ne yaptığınızı tanımlayamamanızın ne kadar zor ve yorucu olduğunu bildiğim için bunları yazdım.
Kendim de benzer deneyimelere sahip olduğum ve çok yorulmuş insanlarla çalıştığım için gayet iyi biliyorum. Aslında eğer size düşündüğüm derecede açık aktarmayı başarabildiysem, oldukça kolay ve sistemli ilerleyen bir çalışma şekli olduğunu anlamışsınızdır. Spor konusunda da bu böyle değil midir? Bir kişisel spor eğitmeniniz varsa ve siz vücudunuzu olabilecek en iyi şekle sokmak istiyorsanız, o size bir sistem sunmalıdır. Adım adım ilerleyen bir sürece inanmanızın ve her adımında bir miktar ilerleme görerek yaptığınız şeyden keyif almanızın tek yolu budur.
Aylin Taşar
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
6 Kasım 2013 Çarşamba
STÜDYODA VOKAL KOÇLUĞU
Çalışmalarımın bir kısmında, çalıştığım isimlerle stüdyo sürecini de beraber geçiriyoruz. Bu en sevdiğim kısmı diyebilirim. Stüdyoda vokal koçluğu yapmanın bazı zorlukları olduğu gibi, hedefin gerçekleştiği anların takipçisi olmanın keyfi bir yana ,bu süreçte herşeyin daha iyi olmasını sağlamak gibi de bir sorumluluğum oluyor.
Albüm aşamasındaysanız ve tüm detayları düşünecek, ve hatta kimi zaman stüdyoda bulunan diğer insanların göremediği hataları düzeltmenizi sağlayacak bir gözetmene ihtiyacınız olacaktır. Bu süreç sizin uzun zamandır emek verdiğiniz ve çalışmanızın meyvesini ortaya çıkarmak için geldiğiniz son aşamadır ve çok önemlidir.
Teknoloji bir çok kolaylık getirse de, bir çok insanın sandığı gibi, çok fazla dijital müdahale sonucunda ortaya güzel bir sonuç çıkmaz. Bu sebeple kayıtlarda en temiz entonasyonu yakalamak çok önemlidir.
Elbette stüdyoda size sesinizin ısınmasını sağlayacak egzersizler yaptıracak birinin olması da önemlidir.
Entonasyondan sonra ise şarkıda zorlandığınız noktaların üzerinde durulması, artikülasyonla alakalı yaşanacak problemlerin yakalanıp düzeltilmesi şarttır.
Bu nedenle vokal koçunuzun olması sizi stüdyoda hızlandırır ve ortaya daha temiz ve kusursuz bir sonuç çıkmasını garantiler.
Yani stüdyoda bunu yapacak birinin;
Öncelikle egzersizle sizi şarkı söylemeye hazırlaması,
Kayıt esnasında doğru sesleri vermediğinizi yakaladığı anda bunu düzeltmek için müdahale etmesi,
Teleffuzla alakalı problemleri yakalaması ve düzeltmenizi sağlaması,
Şarkının edit yapılması işini de kısmen üstlenerek en mükemmel kaydın oluşturulmasını sağlaması gerekir.
Bütün bunu yaparken orada bulunan diğer insanlarla uyum içinde çalışabilmesi ve onların fikirlerini de dikkate alarak düşünmesi önemlidir.
Stüdyoda şarkı söylemek çok daha farklı bir deneyim olduğundan, önceden hocanızla yeterli çalışmayı yapmış olsanız dahi, orada başka zorluklarla karşılaşacağınızı bilmelisiniz. Bu sebeple deneyimli bir vokal koçu ile stüdyo sürecinde çalışmak, sizin emeğinizin karşılığını tam olarak almanızda önemli rol oynar.
Eğer yukarıda saydıklarımı yapamayan biriyle stüdyoya girerseniz, o zaman bu size destek yerine eziyet haline de gelebilir. Veya herşeyin yolunda olduğuna sizi inandıracak ama yeterli özeni göstermeyecek biriyle de çalışıyor olabilirsiniz. Bunu ayırdedebilmeniz için ne olması gerektiğini yazdım.
Her zaman size hatalarınızı gösterecek, bunları düzeltmeniz için gerekenleri yaptırabilecek teknik bilgiye sahip olan, aynı zamanda deneyimli ve uyumlu çalışan bir vokal koçunuzun olması, şarkıcı olarak profesyonel olmanızın tek yoludur.
Aylin Taşar
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
8 Şubat 2013 Cuma
ŞAN EĞİTİMİNDE SÜRE
Bana ve tahminimce tüm şan eğitmenlerine en çok sorulan sorulardan biri...
"Ne kadar zamanda iyi bir düzeye ulaşırım?"
Maalesef bu sorunun net bir cevabı yoktur. Şan Eğitimi, kişiden kişiye farklı zamanlarda netice verir. Çünkü her insanın sesi, psikolojisi, öğrenme hızı farklıdır.
İzlenen yol aynı olsa dahi, kişiye özel olarak öğretmek üzerine şan eğitmeninin bir beceri geliştirmiş olması da şarttır. Elbette ders alan kişi, bu eğitim için bir bütçe ayırmakta ve bu da çoğu zaman oldukça külfetli olmaktadır. Hem maddi sebeplerle, hem de yapmak istediği şeyleri kısa sürede gerçekleştirmek istediğinden, ders alan kişi bu soruyu sorar. Karşılığında "iki ay sonra mükemmel olacaksın" gibi bir cevap beklemektedir.
Bir süre verilemeyişi karşısında da haliyle hayal kırıklığı yaşar.
Ancak bilmelisiniz ki; hiç bir şan eğitmeni bu sorunun karşılığında size net bir süre veremez. Veriyorsa doğruyu söylemiyor demektir.
Ancak burada önemli olan nokta, bir ay çalıştıktan sonra bile kendinizde herhangi bir ilerleme görüp görmediğinizdir. Bir ay sonunda mutlaka bir aşama kaydetmiş olmalısınız. Eğer çalıştığınız hocaya karşı içinizde maddi anlamda bir güvensizlik oluştuysa, ne kadar ilerlediğinizi gözlemleyin. Öyle ki, bir kaç sene aynı hocayla çalıştığı halde kayda değer bir gelişme göstermemiş insanlar tanıdım. Bundan dolayı, ders alan taraf olarak size düşen; kendi ilerlemenizi kontrol etmek ve sorgulamak olmalıdır. Başka bir yazımda daha belirttiğim gibi bir kaç hafta sonra bile bir ilerleme görmüyorsanız (bu çok hızlı bir ilerleme olmak zorunda değil, zorlandığınız bazı şeylerde iyileşme varsa bu güzel bir aşama sayılır) , ders esnasında veya dersten çıktığınızda boğazınız acıyorsa veya sesiniz kısılıyorsa o hocayla daha fazla çalışmamanız yerinde olacaktır.
Şan Eğitiminde aşama kaydetmek genelde zaman alır. Ancak ilerlediğinizi hissediyorsanız ve yukarıda saydığım sorunları yaşamıyorsanız sebat etmeniz ve düzenli çalışmanız şarttır.
Düzen, yani rutin şekilde çalışmak çok önemlidir. Araya uzun zamanlar girerse ilerlemeniz duracak ve hatta gerileyecektir.
İstediğiniz seviyeye gelene dek düzenli çalışmanız halinde, sonrasında belirli aralıklarla ama yine belli bir düzen içinde şan çalışmayı sürdürmelisiniz. Evde tek başınıza egzersiz yapmanız size zarar verecektir. İyice herşey oturana dek, profesyonel bir gözlemciye, yani şan eğitmenine ihtiyacınız vardır. Ses eğitimi, spor gibidir. Ses telleri de kastır...
Bu sebeple aynı düzenli spor yapanla arada bir yapan arasındaki fark gibi, düzenli ses çalışması yapanla yapmayan arasında da fark vardır...
Profesyonel bir şarkıcının sesiyle işi hiç bir zaman bitmez. Profesyonel olmak istiyorsanız bunu sağlamanın yolu ses eğitimini asla bırakmamaktır.
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
5 Temmuz 2012 Perşembe
ÜNLÜLERİN ŞAN HOCASI AYLİN TAŞAR - Röportaj
Simge Bark ile medyabahçesi.com için gerçekleştirdiğimiz röportaj:
http://www.secretmagazin.com/simge-bark-yazdi-unlulerin-san-hocasi-aylin-tasar/#.U-k71QP1WTE.facebook
ÜNLÜLERİN ŞAN HOCASI AYLİN TAŞAR
http://www.secretmagazin.com/simge-bark-yazdi-unlulerin-san-hocasi-aylin-tasar/#.U-k71QP1WTE.facebook
ÜNLÜLERİN ŞAN HOCASI AYLİN TAŞAR
S: Sizi biraz tanıyalım. Aylin Taşar kimdir? Nerede eğitim aldı, neler yaptı?
A: Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera Ana Sanat Dalı'nda eğitim gördüm. O zamanlar bu bölümün lisesi de vardı. Eğitimime liseden başladım. Okul hayatım boyunca çok sayıda şan hocasıyla çalışma olanağım oldu. Hepsi farklı tekniklerle çalışan kişilerdi. Bu sayede ve kendimle alakalı sorunları çözmeye çalışırken çok şey öğrendiğimi sonradan anladım. Sesinizi eğitmek bir kaplanı ehlileştirmeye çalışmak gibidir. Yıllar boyu problemleri çözmeye odaklandığım için şu an şan eğitmenliğinde başarılı olduğuma inanıyorum.
S: Müziğe nasıl başladınız? Konservatuarda okumaya nasıl karar verdiniz?
A: Konservatuarda okumaya ortaokul yıllarında karar verdim. Sanatın bir dalıyla ilgilenmek istiyordum, başka şeylere de yeteneğim vardı. Ancak okulumun bir acapella korosu vardı ve orada şarkı söylerken yapmak istediğimin bu olduğunu anladım.
S: Konservatuara başlarken ileride şarkı söylemek gibi bir hayaliniz mi vardı? Yoksa hedefiniz hep şan eğitmeni olmak mıydı?
A: Konservatuara opera sanatçısı olmak amacıyla başladım. Fakat yıllar içinde bu sektörde yer almak istemediğimi anladım. Yaşadığım bazı şeyler beni farklı bir yöne itti ve yapmam gereken şeyi bulmamı sağladı. Zaten o alanda çok büyük sorunlar var. Yıllardır süren kadro sıkıntısı da en önemlisi. Çok başarılı sanatçı dostlarım var, bir çoğu dünya çapında başarılara imza atıyor. Ancak isimlerini herkes duymuyor maalesef. Verdikleri mücadeleyi çok takdir ediyorum.
Ben en sevdiğim işi en iyi şekilde yapmaya çalışarak kendi yolumu kendim çizdim. Biraz ukalaca olacak belki, ama öğrendiklerime dünya çapındaki şarkıcıların vokal koçlarının kullandığı teknikleri de ekleyerek ve yeni çözümler keşfederek kendi tekniğimi oluşturduğumu söyleyebilirim. Şarkıcılara opera tekniği ile ders verilmez, bunun kötü örnekleriyle de zaman zaman karşılaşıyoruz. Bu çok önemli. Şarkı söyleyen birini dinlerken, sorun yaşadığı şeyleri hissedebiliyorum. Bir çeşit ses empatisi diyelim buna. Ve o doğrultuda çözümünü üretiyorum.
S: Vokal Koçu ve Şan Eğitmeni arasında ne fark vardır?
A: Bir fark yoktur. Vokal Koçluğu, özellikle stüdyo kayıtları esnasında şarkıcıya yol gösteren kişi olarak bilinir. Doğru diyebiliriz. Ama burada yanlış bilinen birşey var. Dünya çapında ünlü şarkıcıların vokal koçluğunu yapanlar gerçekte şan eğitmenleridir. Dünyada böyle bir ayrım yok. Vokal koçu, şarkıcıya egzersizlerini yaptırarark doğru teknikleri öğretir ve aynı zamanda da şarkılarda zorlanılan noktaların düzeltilmesine yardımcı olur. Ülkemizde ise yıllarca vokalist olarak deneyim kazanmış kişiler vokal koçu sıfatıyla bu işi yapmaktadırlar. Elbette deneyimleri sayesinde faydaları da olmaktadır; ama daha çok, şarkıcıya yorum konusunda destek verirler. Ancak dediğim gibi bu işi de yapması gerekenler şan eğitmenleridir. Şan eğitmenlerinin de pop şarkıcıları konusunda farklı düşünmeye ve bu işi dünya standartlarında yapmaya odaklanmaları lazım.
S: Müzik dünyasında başarılı olmak için konservatuar eğitimi yeterli mi veya şart mıdır?
A: Pop şarkıcısı olmak amacıyla konservatuara giren ve kısa süre sonra bunun kendilerine uygun olmadığını anlayarak okulu bırakan insanlar gördüm. Pop şarkıcısı olmak için opera eğitimi alınmaz. Opera eğitimi sadece şan eğitimi demek değildir. Oldukça zor ve yoğun bir eğitim programıdır. Yıllar boyu opera eğitimi aldıktan sonra da kişinin sesini pop söylemek için kullanmakta zorlanacağı kesindir. Fakat enstrüman veya kompozisyon eğitimi almış olanlar, sahip oldukları armoni ve müzik bilgisi sayesinde piyasada çok başarılı olmaktadırlar. Başarılı aranjörlerimize baktığınızda, geçmişlerinde hep böyle bir eğitim olduğunu görürsünüz.
S: Mesela?
A: Mesela Volga Tamöz. Konservatuarda aldığı eğitimi aranjör olarak başarılı olmasında temel etkendir. Tabii bu alanda konservatuar eğitimi tek başına asla yeterli değil, aranjör olmak hep kendinizi yenilemeyi ve öğrenmeye devam etmenizi gerektiren bir meslek. Volga Tamöz de bunun en başarılı örneklerinden. Keza Sinan Akçıl, konservatuarda okumanın getirilerine hep dikkat çekmektedir. Ancak dediğim gibi, şarkıcı olmak için konservatuar okumak mantıklı değildir, bu eğitimi ders alarak sağlamanız mümkündür.
S: Peki, piyasadaki "alaylı" dediğimiz şarkıcılar için ne düşünüyorsunuz?
A: Şarkıcılık kimsenin tekelinde değildir. Herkes şarkı söyleyebilir. Ülkemizde şarkıcılık konusunda farklı dallarda eğitim görme şansımız yok. Okullarımız bu konuda sınırlı. Sadece opera ve Türk Sanat Müziği dallarında şarkıcılık eğitimi mevcut. O yüzden, şarkıcı olmak için okullu olmak şart gibi birşey söylemek mümkün değil, hatta fazla seçkinci bir anlayış. Elbette profesyonel olarak şarkı söylemek isteyen birinin, sesini geliştirmek, müzik bilgisini geliştirmek için gerekli desteği alması ve bir tarz sahibi olmak için de daimi olarak ilerlemeye çalışması çok önemli.
S: Her sabah yeni birilerinin piyasaya girdiğini görüyoruz. Kimi mankenlikten geliyor, kimi çeşitli sponsorlar bularak albüm yapıyor. Bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Piyasayı kirletiyorlar mı sizce?
A: Piyasayı kirletmek cümlesi, üstünde çok konuşulabilecek birşey tabii ki. Türkiye'de müzik piyasasının nereden nereye geldiğine bakmak gerekir. Özel radyoların kurulmasıyla başlayan bir süreç var. Yanlış hatırlamıyorsam 1993 yılıydı. Ondan sonra Türk Pop Müziği büyük bir patlama yaşadı. Karşılıklı birbirini besleyen sektörler olduğu için çok sayıda iyi, kötü ve vasat diye sınıflandırabileceğimiz müziği dinledik. Kötüler de olmak zorunda ki iyilere yol açılsın. Bir şekilde bu kıyası yapabilmemiz bile, kötülerin olmasına bağlı sanırım. Yavaş yavaş Türk toplumunun müzik zevki geliştikçe, anlayış geliştikçe müzik konusundaki kalitenin de artacağını düşünüyorum. Dolayısıyla işin temeline inmek gerekiyor. Müzik zevki konusunda neredeyiz? Toplumun bu konuda bilinçlenmesi için neler yapmak gerekli ve bu konuda medyaya düşen görev nedir? Bu tabii çok farlı bir alan. Ama bir mankenin şarkı söylemesine karışmak çok anlamsız geliyor bana. Dediğim gibi; herkes şarkı söyleyebilir. Fakat bunu layıkıyla yapmak, belirli bir bilinç ve kültür seviyesi gerektiren birşeydir. Bu konudaki seviyesizlik herhangi bir meslek grubuna yüklenemez.
S: Sesi olmayan insanların şarkı söylediklerini görmek sizi rahatsız etmiyor mu?
A: Aslına bakarsanız herkesin sesi vardır. Ama bazı insanların müzik yetenekleri daha sınırlıdır. Ya da müzik kulağı zayıftır. Ya da çeşitli ses rahatsızlıklarına sahip olanlar da var. Bu tarz insanların müzik piyasasında olması elbette kulak tırmalayıcı olabiliyor. Medyanın müzik konusunda bilinçli olması ve destek verdikleri insanlar konusunda seçici olması bir çözüm olabilir. Tabii bunlar benim kişisel görüşlerim. Yine kötülerin varlığına gelmiş oluyoruz ki, bu da bizi aynı yere çıkarır. Kötüler oldukça toplum iyiyi ayıklayacaktır.
S: Piyasada "doğru şarkı söylüyor" diyebileceğimiz kişiler kimler?
A: "Doğru şarkıcılık nedir" konusu üzerine düşünmek daha önemli bence. Doğru şarkıcılık diye birşey yoktur bana göre. Ama insanın sesini doğru kullanması diye birşey vardır. Sesini doğru kullanan şarkıcının sesi kolay yorulmaz, sahnede uzun süre kalsa bile performansında bir düşme sözkonusu olmaz. Kendine farklı bir tarz belirlemiş olsa dahi şarkılarını rahatça söyler ve duygularını izleyiciye kolayca aktarabilir. İzleyici keyif almıyorsa, şarkıcı duyguların aksettiremediği içindir. Bu da hem ses kullanımı, hem de yorumculuktaki eksiklere bağlıdır.
S: O zaman şöyle diyebilir miyiz: Bir insanın iyi şarkı söylemesi için öncelikle kulağının iyi olması gerekiyor, daha sonra ise sesini doğru kullanması ve yorunculuğunu geliştirmesi gerekiyor.
A: Evet, kesinlikle öyle.
S: Piyasadaki bir çok ünlü isimle beraber çalışıyorsunuz. Bazılarını ben de biliyorum. Bugüne kadar kimlere şan eğitmenliği yaptınız?
A: Ajda Pekkan, Bengü, Gülben Ergen, Yıldız Kaplan, Hande Yener, Sinan Akçıl. Ve tabii, halen çalışmakta olduğum ve isimlerini bir süre sonra duyacağınız çok sayıda şarkıcı ile çalışıyorum. Yeni albümü çıkan Özdeğer Erçin de bunlardan biri.
S: Bu isimler hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Ajda Pekkan ile başlayalım.
A: Ajda Hanım ile Tarık Sezer sayesinde tanıştım. Kendisi benimle çalışmaktan memnun kaldı ve beraber oldukça yoğun bir çalışma yürüttük. 2007'den 2010'a kadar her stüdyo kaydı ve her konser öncesi çalıştık. Turnelerde bile yanındaydım. Çok keyifli ve çok önemli bir tecrübeydi benim için. En uzun ve en yoğun çalıştığı şan eğitmeni olmaktan hep gurur duyduğum bir isim.Ajda Pekkan olağanüstü bir şarkıcıdır. Elbette bu konuda kendime paye çıkaracak değilim. Ancak son on yıla bakacak olursanız benimle çalıştığı dönemdeki ses performansı öne çıkacaktır.
S: Bengü?
A: Bengü ile 2010'da ilk kez biraraya geldik. Ancak o zaman çok kısa çalışabildik. Geçen yıl "Dört Dörtlük" Albüm kayıtları öncesi ve sırasında yoğun bir çalışma yürüttük. Çok sevdiğim bir insan. Çalışmalarımız bol kahkahalı ve sohbetli geçiyor her zaman. Son derece ajiliteli, yani çok hareketli ve berrak bir sese sahip. Sesinin bu özelliklerrini daha da ön plana çıkarabildiğimizi düşünüyorum. Son dönemde yine çalışmalarımıza hız verdik. Her zaman çalışmak istediğim insanlardan biri ve şan çalışmanın onu uzun vadede nasıl destekleyeceğini çok iyi bilen biri.
S: Gülben Ergen?
A: Gülben Hanım ile bir kaç ders yapabildik. Çok disiplinli ve çok zeki bir kadın. Onunla çalışmaya devam edebilmeyi çok isterim. O dönem televizyon programına başlıyordu, çok yoğun bir döneme girdi ve bu yüzden sürdüremedik.
S: Yıldız Kaplan?
A: Yıldız Kaplan yeni albümü öncesinde çalışmak istedi. Yıllarca edinilmiş bazı yanlış ses verme alışkanlıkları vardı. Üç ay gibi, şan çalışmasında çok kısa olan bir zaman zarfında büyük bir ilerleme kaydettik. Bu kadar çabuk böyle bir değişim göstermesi, benim işimi iyi yapmama artı olarak kendisinin çok hızlı öğrenip uygulamasının bir sonucudur. Şubat ayından beri çalışmıyoruz, bir anlaşmazlığımız oldu maalesef. Değişimin kalıcı olmasını umuyorum. Dilerim yeni albümünde bu etkiyi görme şansımız olur.
S: Hande Yener?
A: Hande Yener ile çalışmaya başlayalı çok olmadı. Çok yoğun bir programı var, ama ne olursa olsun bana zaman ayırmaya çalışıyor. Çok güzel, güçlü bir ses ve bunu sürekli kılmaya kararlı. Uzun yıllar boyu şu anki yerini koruyacak bir isim. Çalışmalarımızdan sonra şarkı söylemekten daha büyük keyif aldığını söylüyor ve çok mutlu oluyorum. Her zaman yeniliğe ve değişime açık müthiş pozitif bir insan. Bu ruhu şarkıcılığına da yansıyor zaten.
S: Sinan Akçıl?
A: Sinan Akçıl, ses konusunda ağır eleştirilere maruz kalmış bir isim. Piyasaya şarkıcı olarak girmiş olsaydı, bu kadar eleştirilmeyecekti. Çünkü yaptığı besteler o kadar beğenildi ki, insanlar şarkı söyleyeceği zaman da çok büyük bir beklenti içine girdiler. Bunun sonucu da eleştiri bombardımanı şeklinde oldu. Albüm kayıtlarından kısa süre önce bana ulaştı. Yaklaşık 7-8 ders yapabildik. Hiperaktif yapısı nedeniyle dersler esnasında yerinde durmayacak kadar enerji patlamaları yaşayan ve aynı anda bir çok şeyi düşünmeye ve yapmaya çalışan bir insan. O yüzden de sanki sizi hiç dinlemiyor gibiyken veya başka birşeyle ilgileniyor gibi görünürken aniden her söylediğinizi kelimesi kelimesine size anlatıp şaşırtabiliyor. Onunla çalışmak hem çok eğlenceli, hem de çok farklı oldu benim için. Çok az çalışabilmemize rağmen bir değişim olmasından dolayı mutluyum. Tabii, şan çalışmak kısa sürede getirisi olan birşey değil. Süreklilik önemli. Bazı şeyler otursa bile ara verilince gerilemek mümkün. O yüzden albüm koşturması biraz rahatladığında tekrar düzenli bir çalışma yapabilmeyi umuyorum. Beş adamın enerjisine sahip birine neden sahneye çıktığını kimse sormamalı artık. Sahneye çıkmak zorunda, ve onu sahnede görmek de çok keyifli. Şarkıcılığının aynı özeni göstermesi halinde giderek daha iyi olacağına inanıyorum...
S: Müzik piyasasına girmek isteyenlere ne önerirsiniz?
A: Bunu kendi yaptığım iş açısından cevaplayacak olursam; şarkıcı olmak isteyen birinin ilk yapacağı şey, profesyonel kişilerden görüş almak olmalıdır. Hem kulak, hem yetenek, hem de ses sağlığı konusunda fikir alarak, eksik olan yanlarını tamamlamaları en doğrusudur. Bir değil, bir kaç kişinin görüşüne başvurmak ve arkadaş çevresi ve ailelerin yüreklendirmelerine kulak asmamak lazım. Bazen hiç birşey olamayacak insanların bu şekilde çevre yönlendirmesiyle şarkıcı olmaya karar verdiklerine şahit oluyorum. Bir materyal varsa o işlenir. Ama yoksa, en önemlisi de müzik kulağı yoksa birşey yapılamaz.
S: Gelecekte yapmayı düşündüğünüz farklı şeyler var mı?
A: İşimi çok severek yapıyorum ve her zaman daha da iyi yapabilmek için kendimi geliştirmeye, dünyada bu konuda olan biteni takip etmeye devam edeceğim. Yaptığım işi yapan tek bir kişi daha olmadığını düşünüyorum. Çok sayıda başarılı şan eğitmenimiz var elbette. Ama pop şarkıcılarına yönelik özel bir teknik uygulayan başka kimse yok. Bu tekniği bir cd çalışmasıyla şan dersi alma imkanı olmayan ve kendini geliştirmek isteyen insanlara ulaştırmayı planlıyorum. En azından temel bazı şeyleri bu şekilde edinmeleri mümkün olacaktır.
S: Müzik dünyasında yol almanızda size destek olan isimler var mı?
A: Elbette. En büyük destekçilerim sevgili Şehrazat Hanım ve Volga Tamöz. Her ikisi de bu camiada büyük isimler. Onların takdirini kazanmış olmak benim için onurdur. Onların güvenlerini boşa çıkarmamak için işimi her zaman en iyi şekilde yapmaya devam edeceğim.
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
19 Mart 2012 Pazartesi
Şan Dersi alırken dikkat edilmesi gereken noktalar
- İşte en büyük sorunlardan biri. Sesini bilinçli kullanmak isteyen birinin yapması gereken elbette şan dersi almaktır. Fakat o kadar çok şan dersi veren insan var ki, bu konuda yanlış seçimler yapmak çok mümkün. Ders almak isteyen kişinin ilk yapacağı şey genelde internet aracılığı ile şan dersi verecek bir hoca bulmaktır. Ancak baktığımda görüyorum ki, çok sayıda dershane ve çok sayıda özel şan eğitmeni var. Bunlar arasında seçim yaparken ilk dikkat edilecek nokta, eğitmenin opera eğitimi almış olmasıdır. Türk müziği eğitimi veren konservatuarlarda, ses eğitimini yine opera eğitimi almış olan hocalar vermekte, ancak bu eğitim opera bölümünde okuyanlara göre çok hafif kalmaktadır. Türk sanat Müziği eğitimi alanlar, bu dalda şarkı söylemek üzerine bir eğitimden geçerler. Şan dersi ise tamamen teknik üzerine kurulu, son derece hassas bir işltir. Konservatuarların opera bölümünde okumuş bir kişiyi tercih etmelisiniz, çünkü ses eğitiminin temeli operaya dayanır. İkinci önemli nokta, bu kişinin öğrenci olmamasıdır. Konservatuarda okurken, bir yandan ders veren kişilere itimat etmeyiniz. Kesinlikle okulu bitirmiş ve mümkünse uzun süredir ders vermekte olan bir eğitmene daha fazla güvenebilirsiniz. Unutmayın; özel ders alırken, hocanızı seçme özgürlüğüne sahipsiniz. Eğer ders sonrası boğazınız acıyorsa, sesiniz yorulmuşsa, hoca daimi olarak saatine bakıp sizden kurtulmak istiyormuş gibi davranıyorsa, yeni bir eğitmen bulmaya çalışmalısınız. Şan dersini doğru düzgün yaptığınızda, ders sonrasında herhangi bir rahatsızlık hissetmez ve hatta sesinizi daha rahat kullanmakta olduğunuzu farkedersiniz. Hocanın işinden keyif alıp almadığını çok net anlayabilirsiniz. Öğrencisine para kaynağı olarak bakanlar, işlerini baştan savma yapacaklardır. Ve lütfen, çok ucuza ders verenlerden özellikle uzak durun. Bunlar çoğunlukla, çok sayıda öğrenci ile çalışıp hızlı para kazanmayı amaçlayan kişilerdir. Kendinizde gelişme görmüyorsanız, sesiniz yoruluyorsa, hep yapamadığınız şeyleri beş ders sonra bile hala yapamıyorsanız koşarak uzaklaşın... :) - Aylin Taşar
Ek: Bu yazıyı okuduktan sonra bana ulaşan yeni bir öğrencim oldu. Kendisi son derece yetenekli, hızlı öğrenen ve eski alışkanlıklarını kolay değiştiren bir insan. Daha önce bir kaç şan hocasıyla çalışmış. Fakat onlar kendisine ses aralığının kısıtlı olduğunu söylemişler. Pes sesleri hiç çıkmıyormuş ve sürekli derslerde tizleri çalıştırılmış. Ve bu da haykırarak yapıldığı için sonuç pek hoş olmamış. Bana henüz sadece üç kez gelmesine rağmen, hiç inemediği seslere rahatlıkla inebiliyor ve tizleri de şimdiden daha parlak ve rahat bir hale geldi. Bunun enteresan bir sebebi var. Egzersize başlarken orta tonları başlangıç olarak alıyorum. Bu öğrencim ise egzersizin başında verdiğim tonu bir oktav yukarıdan vererek başlıyordu. Sesi almasını sağlayarak olması gereken oktavdan başladık ve üç dersimizde de ilk başta bu hatayı tekrarladı. Benim anladığım kadarıyla, diğer hocaları bu duyuş hatasının FARKINA VARMAMIŞLAR! Bu kadar mühim bir yanlışlığı bir kaç şan hocasının yapması beni dehşete düşürdü. Yani kendisi bir oktav yukarıdan egzersize başladığı için tizleştikçe çıkabileceği yer de çok sınırlı olduğundan, sesinin kısıtlı bir aralığı olduğu sonucuna varmışlar. İnanılır gibi değil gerçekten. Kimseyi kötülemek gibi bir niyetim yok. Fakat hoca seçiminde muhakkak bilinç kazanılması gerekiyor. Bu şekilde yanlışlar yapanlar, öğrencilerinin seslerini kaybetmelerine bile yol açabilirler. Gerçekten çok üzgünüm, diliyorum işini severek ve özenli yapan hocalar artar. Bir oktav yukarıdan ses verildiğini dahi anlayamayacak kadar dikkatsiz biri, size ne verebilir? Bu örnekte ise, bu hatayı yapan bir değil birden fazla hoca var... Çok acı gerçekten.
Ek: Bu yazıyı okuduktan sonra bana ulaşan yeni bir öğrencim oldu. Kendisi son derece yetenekli, hızlı öğrenen ve eski alışkanlıklarını kolay değiştiren bir insan. Daha önce bir kaç şan hocasıyla çalışmış. Fakat onlar kendisine ses aralığının kısıtlı olduğunu söylemişler. Pes sesleri hiç çıkmıyormuş ve sürekli derslerde tizleri çalıştırılmış. Ve bu da haykırarak yapıldığı için sonuç pek hoş olmamış. Bana henüz sadece üç kez gelmesine rağmen, hiç inemediği seslere rahatlıkla inebiliyor ve tizleri de şimdiden daha parlak ve rahat bir hale geldi. Bunun enteresan bir sebebi var. Egzersize başlarken orta tonları başlangıç olarak alıyorum. Bu öğrencim ise egzersizin başında verdiğim tonu bir oktav yukarıdan vererek başlıyordu. Sesi almasını sağlayarak olması gereken oktavdan başladık ve üç dersimizde de ilk başta bu hatayı tekrarladı. Benim anladığım kadarıyla, diğer hocaları bu duyuş hatasının FARKINA VARMAMIŞLAR! Bu kadar mühim bir yanlışlığı bir kaç şan hocasının yapması beni dehşete düşürdü. Yani kendisi bir oktav yukarıdan egzersize başladığı için tizleştikçe çıkabileceği yer de çok sınırlı olduğundan, sesinin kısıtlı bir aralığı olduğu sonucuna varmışlar. İnanılır gibi değil gerçekten. Kimseyi kötülemek gibi bir niyetim yok. Fakat hoca seçiminde muhakkak bilinç kazanılması gerekiyor. Bu şekilde yanlışlar yapanlar, öğrencilerinin seslerini kaybetmelerine bile yol açabilirler. Gerçekten çok üzgünüm, diliyorum işini severek ve özenli yapan hocalar artar. Bir oktav yukarıdan ses verildiğini dahi anlayamayacak kadar dikkatsiz biri, size ne verebilir? Bu örnekte ise, bu hatayı yapan bir değil birden fazla hoca var... Çok acı gerçekten.
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
17 Mart 2012 Cumartesi
Şan Dersi Almayı Yeteneksizlik Olarak Görmek
Bunu özellikle, müzik dünyasıda tanınan bazı isimlerin konuyla ilgili bu tarz yaklaşımlarını gördüğüm için yazıyorum. Bir şarkıcı iseniz, sesiniz sizin için herşeyden önce gelmelidir. Fakat dikkat edecek olursanız, sanatçılarımız fiziksel görüntülerine veya giyimlerine bundan daha fazla öncelik tanıyorlar. Hemen hemen tamamı çeşitli estetik uygulamalarla veya bakımlarla güzelliklerini korumaya çalışıyor, stil danışmanlarıyla ve imaj maker olarak tanınan kişilerle çalışıyor ve spor yaparak da vücutlarının formda kalmasını sağlıyorlar. Elbette sahneye çıkan birinin nasıl göründüğü çok önemli. Ancak bunu yaparken seslerinin bakımını ve gelişimini geri planda bırakmaları çok yanlış.
Bana göre bunun çok önemli bazı sebepleri var. Bir tanesi daha önce bazı şan hocalarıyla çalışıp yanlış bir tarz kazanmış olanlar ve onların etrafında bu deneyime şahit olanların görüşleri. Maalesef bazı şan eğitmenleri, pop şarkıcılarıyla çalışırken farklı bir yol izlemelerinin gerektiğini düşünmüyorlar ve çalıştıkları kişiler opera sanatçısı olacakmış gibi çalıştırıyorlar. Bunun neticesinde şarkıcı doğallığını ve kendine özgü yorum yeteneğini kısmen kaybederek tatsız ve boğuk sesler çıkarır hale gelebiliyor. Oysa doğru teknikle, şarkıcının sesi daha da olanaklı bir hale gelirken, ses sağlığını ve gücünü koruması da mümkün oluyor. Doğal olanı yitirmeden ve uzun yıllar şarkı söyleyebilmek için doğru teknikle şan çalışmanın önemi büyük. Tıpkı formda kalabilmek için sağlıklı beslenmek ve spor yapmanın öneminin büyük oluşu gibi...
İkinci önemli sebep ise şan dersi almayı bir eksiklik veya yeteneksizlik belirtisi saymaları. Bu anlayışın tamamen değişmesi için bilinçlenmek şart. Bazı şarkıcılarımızın "benim şan dersine ihtiyacım yok" dediğini çok kez duydum. Sesim yeterince güçlü ve güzel, o halde neden şan dersi alayım diye düşünmeleri, bu konuda rekabet halinde oldukları kişilere karşı da bir savunma biçimi aslında. Kendileri gibi şan dersi almayı zafiyet sayan bir rakip, bunu karşı silah olarak kullanabilir endişesi taşıyorlar. Oysa Ajda Pekkan'la çalıştığım seneler boyunca, o şan dersi aldığını her fırsatta vurgulayarak bu konuda genç şarkıcılara örnek olacak şekilde davranmıştır. Ajda Pekkan gibi bir ekol, sizce eksik yanlarını tamamlamak için mi ders almıştır? O'nun kadar uzun süre şarkı söyleyebilmek ve sesini koruyabilmek isteyen her şarkıcı da aynı disiplini hayatına geçirmek zorundadır. Sadece görüntüye odaklanarak iyi şarkıcı olunmaz. Sadece harika bir sese sahip olmak da hiç birşeyin güvencesi değildir. Güzel olan şeyi korumak gerekir. Sesi korumanın, geliştirmenin ve sese bakım yapmanın yolu da şan eğitiminden geçer.
Eğer şan dersi alıyorsanız, bunu zafiyet olarak görmeyin. Bu sizi rakiplerinize karşı zayıf düşürmez, tam tersi güçlendirir. Şan dersi alıyorsanız bir adım öndesiniz demektir.
Bana göre bunun çok önemli bazı sebepleri var. Bir tanesi daha önce bazı şan hocalarıyla çalışıp yanlış bir tarz kazanmış olanlar ve onların etrafında bu deneyime şahit olanların görüşleri. Maalesef bazı şan eğitmenleri, pop şarkıcılarıyla çalışırken farklı bir yol izlemelerinin gerektiğini düşünmüyorlar ve çalıştıkları kişiler opera sanatçısı olacakmış gibi çalıştırıyorlar. Bunun neticesinde şarkıcı doğallığını ve kendine özgü yorum yeteneğini kısmen kaybederek tatsız ve boğuk sesler çıkarır hale gelebiliyor. Oysa doğru teknikle, şarkıcının sesi daha da olanaklı bir hale gelirken, ses sağlığını ve gücünü koruması da mümkün oluyor. Doğal olanı yitirmeden ve uzun yıllar şarkı söyleyebilmek için doğru teknikle şan çalışmanın önemi büyük. Tıpkı formda kalabilmek için sağlıklı beslenmek ve spor yapmanın öneminin büyük oluşu gibi...
İkinci önemli sebep ise şan dersi almayı bir eksiklik veya yeteneksizlik belirtisi saymaları. Bu anlayışın tamamen değişmesi için bilinçlenmek şart. Bazı şarkıcılarımızın "benim şan dersine ihtiyacım yok" dediğini çok kez duydum. Sesim yeterince güçlü ve güzel, o halde neden şan dersi alayım diye düşünmeleri, bu konuda rekabet halinde oldukları kişilere karşı da bir savunma biçimi aslında. Kendileri gibi şan dersi almayı zafiyet sayan bir rakip, bunu karşı silah olarak kullanabilir endişesi taşıyorlar. Oysa Ajda Pekkan'la çalıştığım seneler boyunca, o şan dersi aldığını her fırsatta vurgulayarak bu konuda genç şarkıcılara örnek olacak şekilde davranmıştır. Ajda Pekkan gibi bir ekol, sizce eksik yanlarını tamamlamak için mi ders almıştır? O'nun kadar uzun süre şarkı söyleyebilmek ve sesini koruyabilmek isteyen her şarkıcı da aynı disiplini hayatına geçirmek zorundadır. Sadece görüntüye odaklanarak iyi şarkıcı olunmaz. Sadece harika bir sese sahip olmak da hiç birşeyin güvencesi değildir. Güzel olan şeyi korumak gerekir. Sesi korumanın, geliştirmenin ve sese bakım yapmanın yolu da şan eğitiminden geçer.
Eğer şan dersi alıyorsanız, bunu zafiyet olarak görmeyin. Bu sizi rakiplerinize karşı zayıf düşürmez, tam tersi güçlendirir. Şan dersi alıyorsanız bir adım öndesiniz demektir.
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
17 Kasım 2011 Perşembe
Müzik Kulağı
Müzik kulağı olmayan bir insan, yani sesleri doğru frekansta duyamayan veya duysa dahi sesiyle bunu eşleştiremeyen insan, şarkı söyleyemez. Kemal Sunal'ın filmlerde şarkı söylediği zamanlarda sesinin herkese kötü gelmesinin sebebi de budur. Sorun seste değil, kulaktadır.
"Duysa dahi sesiyle bunu eşleştiremeyen" derken, kendi deneyimlerime dayanarak böyle bir sorunun varlığını görmüş olduğumu belirtmeliyim. Örneğin bana şan dersi almak için gelen bir adamın kesinlikle müzik kulağı yoktu, ve ben ilk olarak onda denediğim basit bir yöntemi, daha sonra da başka insanlarda denedim. Piyanoda bir tuşa bastığımda, çıkan sesi doğru veremiyordu. Hatta hangi tuşa basarsam basayım hep aynı sesi veriyordu. Ben de onun piyanoya arkasını dönmesini rica ettim ve daha sonra bir tuşa bastım. Sonra da kendisinden piyanoda bu notayı çalarak bulmasını istedim. Ve buldu. Defalarca denedik, her seferinde buldu. Yani sesi doğru olarak algılıyor, ancak bunu sesiyle veremiyordu. Bu problem çözülemez olduğundan derse son verdik.
Bir başka örnek ise iki yıl boyunca çalıştığım bir öğrencim. Konservatuara girmek isteyen bu genç kızın sesi oldukça güzel olmasına rağmen, kulağı biraz zayıftı. Biraz diyorum, çünkü entonasyon problemi daimi olarak yoktu. Yüzde elli doğrulukla sesleri verebiliyordu. Onu bununla ilgili uyardım, fakat çok azimliydi ve denemek istedi. Çok çalıştık ve her geçen gün duyuşu giderek daha iyiye gitti. En sonunda bir akordaki sesleri tek tek verebilecek hale geldi ve şimdi konservatuarda okuyor. Bu da, kulak probleminin bazı durumlarda iyileştirilebileceğine dair önemli bir kanıttır.
Müzik kulağınızın zayıf olup olmadığını net bir şekilde bilmelisiniz. Bu herşeydir. Kulak olmadan müzik olmaz. Bunu yazmamın sebebi bugün bana ders almak üzere gelen genç bir hanım. Kendisi daha önce bir süre ders almuş olduğunu ve hocasının kendisine kulağının iyi olduğunu söylediğini anlattı. Bu inanılmaz, çünkü müzik kulağı yok, üstüne sesi de çok zayıf. Zaten kulak problemi olması, sesini doğru kullanmasının önündeki en büyük engel ve zaten sesi de bu nedenle yetersiz. Kulağı çalışarak bile bir aşama kaydetmeyecek kadar kötü. Tabii önceki hocasının aksine ben bu gerçeği öğrenmesini sağladım. Ve elbette bu insanın parasını alamam. Alabilenler, her sektörde olduğu gibi bu sektörde de ne kadar büyük bir yozlaşma olduğunun kanıtıdır. Tabii ortada şan eğitmeniyim diye gezen ama hiç bir eğitimi olmayan sayısız insan mevcut. Eğer şarkı söylemek istiyorsanız, lütfen öncelikle kulağınızın iyi olup olmadığını öğrenin. Şan hocanızla yetinmeyin, gördüğünüz üzere bazıları gerçeği söylemeyebiliyor. Müzisyen birisini bulup kulağınızı test etmesini isteyin. Ve lütfen çok zayıf bir duyuşunuz varsa bu işten vazgeçin.
Herkesin yetenekli olduğu bir konu vardır, ama müzik kulağınız yoksa bu alanda ısrar etmeyip gerçek yeteneklerinizi keşfetmeye çalışmalısınız.
Etiketler:
ajda pekkan,
aygün kazımova,
aylin taşar,
bengü,
hande yener,
ses eğitimi,
ses eğitmeni,
ses genişliği,
ses sağlığı,
şan dersi,
şan eğitimi,
şan hocası,
şarkıcılık,
vokal koçu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



